Mustafa Acungil

  • EDX: Breathin - Uzun zamandır şarkı sözü çevirisi yapmıyordum. Bir okurumdan gelen istek üzerine bu şarkıyı ele aldım. EDX’in sesinin çok güzel bir tınısı var. Şarkı da ho...
    5 hafta önce

27 Ocak 2009 Salı

3. Araba kullanmayı öğreniyoruz

İnsanız çok benzeriz birbirimize. Ama insanız yaratıkların en çeşitlisi. Her insan benzer bir öğrenim sürecinden geçse de bunu yaparken birbirinden bir hayli farklı yöntemler kullanabiliyor.
Az sayıda insan, bir konuyu teorik olarak dinleyip kendi geçmiş tecrübeleriyle hızlı bir şekilde ilişki kurup algısında yeterli olgunlukta bir model kurabilir. Çoğumuz için teorik bilgilerin örneklerle beslenmesi ve ardından da kendi yaşamımızda uygulanarak giderek olgunlaşması sonuç verme olasılığı daha yüksek bir yöntemdir.
Öyleyse, işin teorisine yeter diyelim ve hayatımızdan örneklere geçelim. Hadi gelin araba kullanmayı öğrenelim. Çoğunuz araba kullanmayı biliyorsunuzdur. Bilmiyorsanız da çevrenizde bilen insanlar vardır. Birkaç kişinin araba kullanmayı öğrenme sürecine şahit olmuşsunuzdur. Olmadıysanız da benim anlatımıma güvenin o zaman. Başlıyoruz öğrenmeye!

Farkındalık

İki yüz yıl önce insanlar yollarda motorlarla çalışan tekerli birtakım araçları kullanarak ilerlemeye ihtiyaçları olduğunun farkında değillerdi. Bunun sebebi araba ya da yol olmaması değildi tabii, ama motorlu araçlar yoktu henüz yollarda.
Bu tür motorlu araçlar ilk çıktığında sadece çok zenginler onları kullanabiliyorlardı. Başlangıçta dünyada çok az ülkede üretiliyordu ve o ülkelerde de üst gelir seviyesindeki insanların kullanabileceği bir araçtı. Henry Ford’a kadar. Ford, ortalama gelir sahibi kişilerin de araba sahibi olabileceği vizyonunu dünyayla paylaştı ve insanları bu konuda ikna etti. Tabii üretim bantlarını kurup maliyetleri düşürerek.
Belki 30 yıl önce araba kullanmayı çok büyük bir ihtiyaç olarak hissetmiyorduk. 20-25 yıl önce benim çocukluğumda daha yaygındı, ama arabası olmayan aileler de vardı. Bizim ailede araba yoktu mesela. Mahallede telefonu olan ilk evlerden olduğumuz ve renkli televizyona da erken sayılabilecek bir dönemde sahip olduğumuz halde arabamız olmadı.
20 yaşından küçük olanlar içinde ailesinde araba sahibi en az bir kişi bulunmamış olan herhalde hayli azdır.
Artık, araba kullanabilmek bir ihtiyaç. Herkes gibi siz de bunun farkındasınız. Araba kullanmayı öğrenmek için ilk önce araba kullanma yeteneğimiz olması gerektiğini anlamamız, bu eksikliğin farkında olmamız gerekir.
Kimi insan zaten arabayla büyümüştür ve bu süreci ne zaman geçtiğini hatırlamaz bile. Başkaları arkadaşlarının ailelerinde görmüş ve öğrenme ihtiyacı hissetmiş olabilir. Bu ihtiyacı 30’unda hissetmiş bile olabilir bir insan.
Araba kullanamamayı bir eksiklik olarak fark etmeyen bir insan araba kullanmayı öğrenebilir mi? Araba kullanamamayı bir eksiklik olarak fark etmeyen bir insan hayal edemediğim için cevap veremiyorum. Siz hayal edebiliyor musunuz?
Ama şunu biliyorum ki, bir insan araba kullanabilmeyi bir gereklilik olarak görse bile öğrenme sürecine giremeyebilir. Çünkü istek de duyması gerekir.

İstek

Belki inanması zor gelebilir ama araba kullanmayı istemeyen bir kişi hayal edebiliyorum. Çünkü ben de bir dönem hiç böyle bir isteğe sahip olmadım. Toplu taşıma araçlarında görece iyi şartlarda yolculuk yapabiliyorsam, yolculuk sırasında kitap okumayı çok severim. Trafikte ne kadar süreceği belirsiz bir yolculuğu mesela heyecanlı bir roman okuyarak nasıl geçmiş anlamamak varken, o yolculuğu araç kullanarak ve gerilimini yaşayarak yapmak bana hiçbir zaman çekici gelmedi. Evim yakın olduğu için hala işe gidip gelirken arabamı kullanmıyorum.
Bu yeteneği edinmek için bir gereklilik olduğunu fark eden kişinin ikinci adımı istemesidir. Araba kullanmak konusunda istemek adımında bir süre de olsa takılmış olan kişi sayısının çok fazla olduğunu sanmıyorum günümüzde. Bu örnek için istemek önemli bir baraj değil. Ama sonraki örneklerde göreceğiz ki, bazen en büyük çoğunluğun takıldığı baraj istemektir.
Araba kullanmak konusunda ise bir sonraki adımda takılan insan sayısı daha fazladır.

İnanç

Siz nerede yaşıyorsunuz bilmiyorum, ama yaşadığım şehir olan İstanbul’da trafiğe çıkabilmek biraz cesaret işi. Araba kullanabileceğine inanmak özellikle bayanlar arasında yıllar boyunca sürebilecek bir direnç noktası olabiliyor.
Bayanlar arasında araba kullanmak isteyip de yapamayacağını düşünerek hayatı boyunca hiç öğrenmeyi denemeyen çok sayıda kişi olduğunu düşünüyorum. Erkeklerde daha düşük olsa bile yine aynı konumda insanlar bulunduğunu sanıyorum. Bu konularda yapılmış bir istatistiğim yok ama bu da zaten bir istatistik kitabı değil. Kendi çevrenizden araba kullanmayı beceremeyeceğini düşünerek sonraki adımı atmayan ya da yıllar sonra atan kişileri düşünün. Kendi geçmişinizi düşünün, araba kullanmayı öğrenmeden önce bu işi becerip beceremeyeciğinize takıldığınız bir dönem olmadı mı?
Hatta belki bir şans eseri şu an tam da bu dönemi yaşıyor olabilirsiniz.
Bana gelince ben bu aşamayı neredeyse hiç yaşamadım. Teorik inancım, bir insan tarafından yapılmış herhangi bir şeyi benim de yapabileceğimdir. Bunun koşulu ise yeterli motivasyona, hazırlık imkanlarına ve hazırlık süresine sahip olmamdır. Evet Naim Süleymanoğlu gibi ağırlığım üç katını hatta belki daha fazlasını kaldırabileceğime de inanıyorum. Ama bu, ilgimi çekmiyor.

Niyet

İlk adımı atmak zordur. Teorik bir isteği gerçekleştirmeye inancımız da tamam olduğunda bir de niyet etmemiz gerekir. Bu niyet, kafamızın içinde alınmış kesin bir karar da olabilir hedefimiz yolunda attığımız ilk adım da olabilir. Kişiden kişiye niyet etme şekli değişiklik gösterebilir.
Araba kullanmayı öğrenmeye niyet etmek kimi insan için ehliyet kurslarının ilanlarına bakmaya başlamak olabilir. Kimisi ise gider bir araba alır ve arabayı bir arkadaşına rica ederek evinin önüne getirir. Niyetin etmenin ne kadar basit ya da zor bir şey olduğu, gerçek hayatta fiziksel bir karşılığı olması gerekip gerekmediği kişiye bağlı olarak değişir.
Oruç ibadetini düşünün. Niyet etmemiş kişi için tutulmamış bir oruç gününü tek gün olarak kaza etmek gerekir. Oysa niyet etmiş bir kişinin o gün oruçlu olmaması yani niyetini bozması durumunda 60 gün kefaret ve bir gün de kaza orucu tutması gerekir. Bence niyet etmenin önemini en güzel vurgulayan örnek bu.
İstediğiniz bir konuya niyet edip etmediğinizi ancak siz bilebilirsiniz. Gerçekten istediğiniz bir konu varsa, oturup düşünün. Bu isteğinizi elde etmeye niyet ettiniz mi? Etmediyseniz, elde etme olasılığınız son derece düşüktür.

Yöntem

Bir yürekli insan cesurdur bir de cahil insan. Ateşin yakacağını bile bile ateş üstünden atlayan insan bir cesaret gösteriyor olabilir. O insan ateşi daha önce hiç görmemiş ve etkisini bilmez durumda ise cesur bir insandan daha başarılı bir atlayış bile yapabilir ama bu cesaretinin kökeni cehalettedir.
Bir şeyi gerçekten istiyorsanız ve elde etmeye niyet etmişseniz yöntemler kullanmanız gerekir.
Araba kullanma ihtiyacı hissediyorsunuz, bunu kesinlikle istiyorsunuz ve kullanabilir hale gelmeye de kesin niyet ettiniz diye direksiyonun başına geçip usta şoför gibi sokaklarda motor salındırmaya başlayamazsınız. Önce kendinize uygun bir yöntem belirlemeniz gerekir.
Yöntemler çoğu zaman çok çeşitlidir. Yeter ki siz onları bulmayı isteyin, çoğunlukla kolayca da edinebilirsiniz. Sonraki bölümlerde bu yöntemleri düşünmemiz ne kadar kolay olacak bilinmez ama araba kullanmanın yöntemlerinin birkaçını gelin birlikte sıralayalım:
1. Bir kursa gidip kursun teorik ve direksiyon dersleriyle öğrenebilirsiniz. Ama kursların direksiyon ders saat sayısı genelde trafiğe çıkabilmek için yeterli olmayacaktır haberiniz olsun. Ehliyet alsanız da sadece kursun direksiyon eğitimiyle sokağa çıkmayı denemenizi tavsiye etmem.
2. Ehliyet almadan önce ya da ehliyet aldıktan sonra, bu iş için ayrılmış özel alanlarda önce ders almayı ardından kendi başınıza araba kullanmayı deneyebilirsiniz. Sizin için yeterli ve kesenizi de çok zorlamayacak sürede ders almanız gerekir.
3. Ehliyeti almış durumdaysanız ve temel direksiyon bilgisi edinmişseniz, kendi başınıza trafiğin olmadığı zamanlarda ve kesimlerde denemelere başlayabilirsiniz. Mesela Pazar günü sabah yedide, mahalle arası sokaklarda.
4. Direksiyon simülasyon programı ve bir direksiyon hatta pedal sistemi satın alarak sanal ortamda sürüş becerilerinizi geliştirebilirsiniz.
5. Bir arkadaşınızdan ya da akrabanızdan rica eder, onunla birlikte çalışırsınız.
Başka yöntemler de bulabilirsiniz. Gördüğünüz gibi, bu yöntemler genel olarak biliniyorlar ve rahatlıkla da düşünebileceğimiz kadar kolaylar. Her isteğiniz için yöntem bulmak emin olun bu kadar kolay olmayacaktır. Öte yandan bir yönteminiz olmadan hedefe ilerleme şansınız da çok düşük olacaktır.
Daha önce yapılmış bir işi yapıyorsanız, aynı yoldan geçmiş kişilerden yararlanmak mümkün olabilir. Böylelikle Amerika’yı yeniden keşfetmemiş olursunuz.
Ama bilin ki, bazen Amerika’yı yeniden keşfetmeniz de gerekebilir. Bugünkü Amerika’yı önce Güney Amerika yerlileri keşfettiler. Ardından Kuzey Amerika yerlileri olan Kızılderililer ikinci bir dalga olarak keşfettiler. Sonra Norveç’in Vikingleri Grönland’da yüzyıllar boyunca yaşayan bir yerleşke kurarak ve Kuzey Amerika kıyılarına kadar aylarla kısıtlı seyahatler yaparak Amerika’yı üçüncü kez keşfettiler. Sonra Christopher Columbus Amerika’yı dördüncü kere keşfetti. İşe bakın ki o da Amerika’yı keşfetmişti ama yeni bir yer keşfettiğinin farkında değildi, buraları Hindistan sanıyordu. Beşinci kez Amerigo Vespucci’nin bu kıtayı keşfetmesi gerekti. Buraların Hindistan olmadığını ilk anlayan kaşifin adı kıtaya verildi. Ve biliyor musunuz Amerika’yı keşfedenler burada bitmedi.
Avrupa’da tutunamayan milyonlarca insan da Amerika’yı keşfettiler. İrlanda’da kıtlıktan milyon insan kırılınca ölmemek için milyon insan Amerika’yı keşfetti.
Yani daha önce yapılmamış bir işi yapıyorsanız Amerika’yı kendi başına keşfetmeniz gerekir. Bulduğunuz yöntemler işe yaramadıkça başka yöntemler denersiniz. Ama keşfedilmiş bir işi bile yeniden keşfetmeniz mümkün olabilir. Mesela eski Türk el sanatlarının bazıları hala yeniden keşfedilmeyi bekliyorlar. Dubai’yi düşünün. Arap Emirlikleri içinde petrolü ilk bitecek olan Dubai, kendini yeniden keşfetti ve bir ticaret merkezi haline geldi.

Süreç

Doğru yöntemi bulmak bir süreçtir. Çeşitli yöntem adaylarınız olabilir. Bu yöntem adayları arasında bir karar vermeniz ve birini seçip uygulamaya başlamanız gerekir. Bu yöntemin sizin için uygun olmadığına karar verirseniz bir başkasını denemek ya da bulmak zorundasınızdır. Doğru yönde ilerlemenizi sağlayacak bir yöntemde karar kılana kadar arayışınıza devam edin.
Araba kullanmayı öğrenmek için hem yöntemler çok iyi biliniyor hem de bu yöntemleri kullanarak başarıya ulaşmak çok zor değil.
Öte yandan her kişi için her yöntem uygun olmayabilir. Mesela bayanlar yeni öğreniyorlarken genelde yanlarında eşleri de olursa daha rahat ederler. Erkeklerinse büyük bir çoğunluğu öğrenme sürecinde arabada ailelerinden bir bayanın bulunmasından tedirgin olacaklardır.
Kimi insan tanıdığı biriyle öğrenmeyi daha rahat bulurken kimisi de bundan çok rahatsız olup ille de tanımadığı ve profesyonel bir öğreticiyle çalışmak isteyebilir.
Süreç aşamasında en önemli konu, sizin için uygun ve doğru yöntemi bulduğunuza emin olana kadar yöntemleri denemek ve doğru yöntemi bulunca da kararlılıkla uygulamaktır.
Israrcı olmak önemlidir. Edison’u düşünün: Elektrikle aydınlatmayı sağlayacak bir malzeme bulmak için 10 bin farklı alternatif denediği söylenir. Dünyayı elektrikle aydınlatmaya başlamadan önce binlerce kez işe yaramayan yöntemler bulmuştur. Edison bu deneyimlerini doğru yöntemi bulamamak olarak düşünmez yanlış bir yöntem bulmak olarak düşünür. Farkı ben biraz anlar gibi oluyorum, siz bilmem anladınız mı? Ama Edison için bu farkın çok büyük olduğu açık.
Peki ne zaman aynı yöntemde ısrarcı olmak, ne zaman o yöntemden vazgeçip başka bir yöntem denemek gerekir? Bunun genel bir kuralını söylemek zor. Deneyim gerektiren önemli bir karardır: Aynı yolda diretmek ya da vazgeçip başka bir yol denemek. Pes ettiğiniz anın başarmanıza milimler kalmış bir an olabileceği duygusu başarı şerbeti de olabilir pastanın içine gizlenmiş zehir de. Kim bilebilir ki?
Önemli olan, hedefinizden vazgeçmemektir. Ama işe yaramayan bir yöntemden vazgeçebilmek gerekir, yeter ki ana hedefinizden vazgeçmeyin.

İçselleştirme

Araba kullanabilmek tüm dikkatinizle, zihninizin önemli bir bölümünü meşgul ederek ve bedeninizde bir gerilimle yapacağınız bir şey değildir. Trafiğe ilk çıkmaya başladığınızda ve kendinizi araba kullanabilir kabul edebildiğiniz aşamada bu durumda olabilirsiniz. Bu durumda kalmamalısınız. Araba kullanmak yürümek kadar doğal bir hale gelmelidir.
Öyle bir noktaya gelmelisiniz ki, şerit değiştirirken aynaları hangi anda kontrol ettiğinizi bile fark etmemelisiniz. Gözleriniz bu hareketleri otomatik olarak yapmalı ve direksiyondaki elleriniz, pedallardaki ayaklarınız gözlerinizle eşzamanlı ve eşgüdümlü olarak hareket etmeli.
İçselleştirme tekrarla olur. Akıllıca hareket ediyor ve yöntemleriniz üzerinde düşünmeye devam ediyorsanız, daha az tekrarla içselleştirmeyi sağlamanız mümkün olabilir. Yönteme çok fazla kafa yormuyorsanız içselleştirmeyi sağlamanız daha çok tekrar gerektirecektir.
Dönüşlerden sonra direksiyonun kendi başına dönmesine izin verip sadece gerekli olduğunda fazladan hareket katmanız gerektiğini de fark etmelisiniz. Bunu yapabilmeyi istemelisiniz. Bunu yapabileceğinize inanmalısınız. Bunu yapmaya niyet etmelisiniz. Yapmak için yöntem bulmalı ve uygulamalısınız. Ama bu kadar küçük ölçekteki şeyler için tüm adımları birkaç anda tamamlamanız bile mümkün olabilir. Yine de belki de takılmıştınız bu otomatik düzeltme hareketine… Direksiyonun kendi kendine boşluğunu aldığını ve tekerleri düzeltmeye meylettiğini ilk nasıl fark etmiştiniz, hatırlıyor musunuz?
Araba kullanmak yapıyorsak zaten sıkça yaptığımız bir şey olduğu için bir kez başarılıp içselleştirilmemesi pek büyük bir olasılık değildir. Sonraki örneklerde içselleştirme aşamasında takılıp kalmanın da mümkün olduğunu gördüğümüz olacak.

Kişisel gözlem

Araba kullanmayı öğrenmek konusunda ben isteme aşamasına uzun süre takıldım. Araba kullanmayı öğrenmenin gerekli olduğunun farkına üniversite yıllarında varmıştım sanırım. Sorun şuydu ki, araba kullanmayı istemiyordum. Yorucu bir etkinlik olduğunu düşünüyordum.
Sonra evlilik, çocuk, aile derken bu zorunluluğu biraz daha fazla hissettim. Ben de ailem de ev ortamımızı severiz. Bu yüzden aile sahibi olmaktan gelen baskıdan çok yaşım ilerliyor sonradan öğrenmek zor olur diye araba kullanmayı öğrenmeye karar verdim.
Ehliyeti zaten daha önce direksiyon sınavını verecek kadar öğrenerek almıştım. Şimdi artık trafiğe çıkacak kadar araba kullanmayı öğrenmek gerekiyordu. İlk fırsatta keseme uygun, eski bir araba aldım. Rahat kullanayım, ufak tefek kaza olursa çok masrafı olmasın diye. Yakın bir arkadaşımla İstanbul’un uzak bir sanayi mahallesinde, işyerlerinin kapalı olduğu zamanlarda çalışmaya başladık. Sonra yavaş yavaş hafif trafikli yerler derken karlı havada bile kullanmaya başladım. Kaza olursa diye araba aldım ya, kazalar oldu tabii. Bir kere far kırıldı, bir kere ön çamurluk yamuldu, bir kere egzoz borusunu park ederken yamulttum ve bir kere de geri geri ana yola bakmadan çıkan bir kamyonet arabanın kaportasını yırttı. Pek de içselleştirilmiş bir araba kullanma becerisi gibi durmuyor.
Düz vites arabayı 1,5 sene kadar kullanıp sattım. Zahmeti hoşuma gitmiyordu araba kullanmanın, öğrenmiştim de zaten kullanmayı. Yeterliydi bu.
İlerleyen yıllarda bir araba sahibi olmak lazım diye araba aldım ve tabii ki otomatik vites aldım. Şimdi araba kullanmak çok daha keyifli, gereksiz zahmetin önemli bir kısmını düz vitesle geride bıraktım.
Eşim de yıllar önce ehliyet alacak kadar araba kullanmayı öğrenmişti. Ama trafiğe hiç çıkmamıştı. Onun öğrenmesi için yaşlı bir amcayla ilgili öneri aldık. İnsana güven duygusu veriyor, kendine güvenmeni sağlıyor, telaş etmeni engelliyor diye önermişlerdi. Gerçekten çok memnun kaldık. Şimdi eşim bir sonraki adımda. Benimle birlikte çıkıyor trafiğe. Yakında yalnız da çıkmaya başlayacaktır.
Araba kullanmayı benden fazla sevip istediği kesin. Ben isteğe uzun süre takılmışken, eşim inanç aşamasına bir hayli uzun süre takıldı. Ama o aşamayı geçtiğinden beri hızla ilerliyor. Sanırım bir yirmi yıl sonra araba kullanmayı benden çok daha fazla içselleştirmiş olacaktır.
Benim için hala kitap okumak araba kullanmaktan daha keyifli.

Hiç yorum yok: